AK PARTİ’DE TEMAYÜL HEYECANI!
“KUDÜS, SELAHATTİN EYÜBBİ DEMEKTİR”
 “ADİL OLACAĞIM! HZ. ÖMER’İN SÖZÜNÜ KENDİME ŞİAR EDİNECEĞİM”
“LEYLA ANNE ARTIK GEZEBİLECEK”
Bu yazı 19 Mart 2012, Pazartesi 13:18:59 tarihinde eklendi. 1465 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Sivil toplum ve güven duygusu - Hakim DEĞİŞGEÇ

Sivil toplum ve güven duygusu
Kimileri büyüklüğüyle, kimleri Bingöl siyasetindeki etkisiyle övünür ve altını çize çize söyler “Gençliyim” diye… Birde “Bingöl eskiden Genç’e bağlıydı” denir içten içe keyif veren bir hissiyatla…

 

Yurdun en doğusundan aldığı dertleri yüreklere çarpa çarpa akıtan Murat Nehri’nin tek sahibi olduğu düşünülür ve adına şiirler yazılır buralarda… Ve şöyle anlatır doğup büyüdüğü bu toprakları Şair İlhami Gelen: “Kent Dil Bilmez Anılar Yaşatır”

 

* * * * * *

 

Hani dedim ya “Bingöl eskiden Genç’e bağlıydı” diye…

 

Evet, eskiden büyüktük, anayurt, ana merkez idik bu topraklarda.

 

Ya şimdi?

 

Siyaset üzerine başladı ayrılıklarımız ve karşılıklı nefretimiz,

 

Özenti duyduk ve hep ‘başkası gibi olmayı’ yeğledik benliğimizde,

 

Aç bırakılıp gayriahlâkî işlere yönlendirildi insanlarımız ve sonrasında kiri çıkmaz lakaplar yapıştırıldığı adımızın sonuna…

 

Asla kendi hakkımızı savunamadık, bir birimize güvenemedik, kendimiz olarak kazanabileceğimize inanmadık. Himmet bekledik, verecek olanın hep başkası olduğuna, gücümüzün vermek için yeterli olmadığına inandırıldık. Çünkü biz kalmadık, tükendikçe tükeniyoruz!

 

* * * * * *

 

Gazeteyi açacağımız günlerde hep işitmiştim bu sözleri “Genç zordur, siyasi çekişmeler yüzünden işinizi yapmakta zorlanırsınız, yazacağınız her cümle bir yöne çekilir, can sıkıntısı bezdirir sizi” diye. Karar vermiştik artık, geri dönüşü yoktu bu işin. ‘Bismillah’ deyip başladık ve 1 yılı aşkın bir süredir devam ediyoruz ilçedeki gazetecilik faaliyetimize. Karşılaştığımız olayları analiz ederek ve ölçerek… Ve en önemlisi hayatımızın gerçekliğini görerek!

 

 

 

İlçedeki hemen her sorunu dile getirdik, halkımız adına hakkımız olanı istedik, bunun için ‘birilerinin kırgınlığını’ asla kendimizde sorun görmedik. Hastane, yüksekokul, yol, su, kaldırım, iş, aş akla gelebilen ne varsa yazdık, istedik, bu konudaki ısrarımızı da halen sürdürüyoruz.

 

 

 

Ama bir takım eksiklikler var. Ve son bir yıldır Genç’ten her bahsettiğimde aklımın bir köşesinde çıra gibi yanarak ‘ben buradayım’ diyen eksiklikler!

 

 

 

Birincisi “Sivil Toplum Örgütü!” sayımızın yetersizliği.

 

 

 

İkincisi “Karşılıklı Güven” sorunumuzu aşamamak.

 

 

 

İlçemizde birkaç sivil toplum örgütü var. En aktif olarak da Genç-Der’i görüyorum. Aktif, çalışkan, topluma yararlı olan faaliyetlerde bulunan bir dernek. Bu vesileyle kendilerini tebrik ediyorum.

 

 

 

Ama bir tek sivil toplum örgütü ile hedefe ulaşmamız imkânsızdır. Bu nedenle fazla sivil toplum örgütüne ihtiyacımız var.

 

 

 

Ancak! “Siyasi kimliklere çıkar sağlamak amacı olmayan, kamudan nemalanma gayesi yürütmeyen, sadece SODES projelerinden yararlanmayı arzulamayan, temelinde sadece yaşanılan topraklarda huzur, güven ve aydınlık bir gelecek olması gayesi taşıyan” sivil toplum örgütleri olmalı…

 

 

 

Hastanenin neden erken bitirilmediğini sorgulayan, yüksekokula neden bina bulunmadığını irdeleyen, barajların ilçeye getirisi ve götürüsünü irdeleyen sivil toplum örgütleri olmalı…

 

 

 

“X siyasetçisi ya da kurum amiri köylümüzdür, iş yapmıyor ama eleştirmeyelim” diyen değil, “Benim köylüm ise şayet, bize yakışanı yapmalı, insanına daha fazla hizmet etmeli, bunu yapmıyorsa her türlü eleştiriyi göğüslemeye hazır olmalı” diyebilen sivil toplum örgütleri olmalı…

 

 

 

Sadece kamunun ya da siyasi iradenin değil, gerektiğinde halkın da, esnafın da yanlışını söyleyebilen, toplumsal uzlaşı zeminini oluşturan, birlik ve beraberliği perçinleyecek sivil toplum örgütleri olmalı…

 

 

 

Kısacası, sadece tabelası olan ama varlığı hissedilmeyen sivil toplum örgütlerine değil, sesi gür, özgür, güçlü ve bu topraklara fayda sağlayabilen sivil toplum örgütlerine ihtiyacımız var.

 

 

 

Bir diğer konu ise “karşılıklı güvensizlik ve çekememezlik”

 

 

 

Yine uzun süredir yaptığım gözlemlerde ilçedeki sorunların çözümsüzlüğünün ana kaynağını, “sivil toplum örgütü sayısının yetersizliği”nin de temelini oluşturan “karşılıklı güvensizlik” konusuna da değinmekte yarar görüyorum.

 

 

 

Doğruyu söylemek ya da öncülük yapmak için illa Zıkteli, Yahkili, Sivanlı ya da başka bir bölgeli olmak gerekmiyor. Neden kurulacak bir dernekte Zıkteli biri başkan iken Sivanlı bir diğer kişi üye olmayı kabullenemiyor? Ya da Yahkili birinin söylediği doğruyu bir diğeri kabul etmiyor, eleştiriyor, tek doğrunun ‘kendisi” olduğunu savunuyor?

 

 

 

Neden birleşmek, tek yürek olmak, “tek çatı altında daha güçlü bir ses çıkartmak” yoluna gidilmiyor?

 

 

 

Neden bölgesel siyaset tavrını aşıp bunu başaramıyoruz?

 

 

 

Neden?

 

 

 

Bu topraklarda yıllardır bir arada kardeşçe yaşamamız, acılarımızı ve mutluluğumuz paylaşmamız, en önemli insan olmamız yeterli bir sebep değil mi?

 

 

 

Değerli hemşerilerim!

 

 

 

İlçemizin gelişmesi, daha hızlı büyümesi, iş, aş ve hizmet olanaklarının artması için bir birimizi sevmek, karşılıklı güven duygusunu pekiştirmek, bir birimize destek olmak zorundayız. Burada yaşayan, çocuklarına aydınlık gelecek bırakmak isteyen bizleriz. Madem öyle ise bir birimize güvenelim, ardından örgütlenelim ve sivil yapılanmalarla ilçemizi kalkındırmaya yardımcı olalım.

 

 

 

Ne demiş atalarımız? “Bir elin nesi, iki elin sesi var”

 

 

 

‘Sesimizin gür çıkması temennisiyle” Hoş ve esen kalın…
Yazdır Paylaş
Adınız :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu :    
Yazmış olduğunuz yorumlar küfür hakaret vb. içerik içermemelidir. Yorumlar yönetici onayından sonra yayınlanmaktadır.
Yapılan Yorumlar
Diğer Hakim DEĞİŞGEÇ Yazıları
Genç İlçemiz Önemli Telefon Rehberi

     Web sitemizdeki bütün materyalleri Gencin Sesi linkiyle kaynak
göstermek şartıyla kullanabilirsiniz. halı saha yapan firmalar
Web sitemiz Bingöl reklam kod ve tasarımına sahiptir. © 2007-2016