12 Eylül Cuntasını Yargılamak | Gencin Sesi Gazetesi - Bingöl Haber - Genç HaberGencin Sesi Gazetesi – Bingöl Haber – Genç Haber

9 Mart 2021 - 09:41

12 Eylül Cuntasını Yargılamak

Türkiye siyasi tarihine kara bir leke olarak geçen 12 Eylül darbesi liderlerinden önemli iki ismin yargılanma sürecinin başlaması, ülkemizin ufkunu açacak yeni tartışmalara da zemin oluşturmaktadır. Çünkü darbe nedeniyle bir başbakanın ve bakanların idam edildiği bir ülkede ilk defa darbeciler yargılanabilmektedir. Darbecileri yargılamakla başlanan bu sürecin, darbecilerin ötesinde darbeciliği/zorbalığı mahkûm edecek tarihi bir yüzleşmeye dönüşmesini umuyorum.

12 Eylül Cuntasını Yargılamak
Son Güncelleme :

09 Nisan 2012 - 18:23

85 views
Çok geç kalınsa da, bu gelişmeler Türkiye’nin demokratikleşme süreci açısından önemlidir. Yoksa bütün bunlar Türkiye’nin geçmişiyle hesaplaşması ve yüzleşmesi anlamına gelmiyor. Esas olan, öncesi ve sonrasıyla 12 Eylül askeri darbesini bir dönem olarak yargılayabilmektir.

 

Türkiye’nin yanı başındaki komşusu Yunanistan çok daha önce darbecilerini yargılamayı başarmıştır. 1967’de yönetime el koyan cuntacılar hem de vatana ihanet suçundan yargılandılar. Müebbet hapse mahkûm edilen cunta liderleri, ölünceye kadar ceza evinde kaldılar. Yine 1973’te Şili’de darbe yapan Pinoche, 94 yaşında olmasına rağmen tutuklanmış, henüz mahkeme sonuçlanmadan geçirdiği kalp krizi sonucu ölmüştür. Kanaatime göre, yaşları nedeniyle Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya’nın duruşmaya getirilmemiş olması bir eksikliktir.

 

Emir-komuta düzeni içinde ülke yönetimine el koymak, sistematik işkence yapmak, katliam yaparak cinayetler işlemek, bilerek ülkeyi ekonomik zarara uğratmak ve ülkenin geleceğini emperyalizmin çıkarları doğrultusunda inşa etmek insanlık suçu ile birlikte vatana da ihanet sayılmalıdır. Bu nedenle, en azından toplum vicdanını rahatlatmak ve ibret olması açısından Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya’nın ilk duruşma ile birlikte sanık sandalyesine oturtulmaları gerekirdi diye düşünüyorum.

 

12 Eylül sürecinde resmi kayıtlara göre gözaltına alınan 650 bin kişiden 230 bini sıkıyönetim mahkemelerinde yargılanmıştır. Sokakta, okulda, evinde, iş yerinde, kahvehanelerde, kimlik kontrollerinde tartaklanan, aşağılanan, küfür ve hakaretlere maruz kalan sayısız insan dışında, on binlerce insan işkence görmüş, fişlenmiş, işinden atılmış veya sürülmüştür. Yargısız infaz dışında 50 kişi idam edilmiştir. Sol/devrimci ve sağ/milliyetçi, az sayıda da olsa İslamcı kesimler, Mamak ceza evinde fark gözetilmeksizin insanlık dışı uygulamalara muhatap olmuşlardır. 1980–1984 yılları arasında insanlığa karşı işlenen suçların ana merkezi Diyarbakır ceza evinde olup bitenleri hatırlamak dahi tüyler ürperticidir. Bugün siyasi partiler başta olmak üzere her kesimden insanların davaya müdahil olmak için başvurması memnuniyet vericidir. Ancak devrimci, milliyetçi, İslamcı kesimlerin neredeyse tamamına yakının geri çekildiği, sessiz kaldığı, bazı kesimlerin de işbirliği yaptığı 12 Eylül döneminde, darbe uygulamalarına ve zihniyetine karşı örgütlü ve sürekli siyasal duruş ve onurlu direniş sergileyen sadece Diyarbakır ceza evi tutukluları olmuştur.

 

Diyarbakır ceza evinde emir ve komuta hiyerarşisi içinde sistematik işkenceler uygulanmış ve insanlığa karşı açıkça suç işlenmiştir. Diyarbakır ceza evinde yaşanan insanlık dışı vahşetin hesabını sadece Evren ve Şahinkaya değil, bu suça iştirak eden, emir veren, uygulayan kamu görevlilerin hepsi yargı kapsamına alınmalıdır. Diyarbakır ceza evinde yaşananların sorumlusu kim veya kimler? Benzer soruların cevabını almak için darbecileri yargılamak yetmez, dönemi ve yaşanan hak ihlallerinin tümünü yargılamak gerekir.

 

Ne yazık ki Türkiye, demokratik hukuk devleti yalanıyla yaklaşık 30 yıldır darbe anayasası ile yönetilmektedir. Darbecileri darbe anayasası ile yargılayarak sonuç almanın mümkün olmayacağı da ortadadır. Bu çelişkinin giderilmesi için yeni anayasa çalışmalarının hızlandırılması gerektiğini düşünüyorum.

 

Ayrıca darbe yapmak kadar, darbe zemini oluşturmak da bir insanlık suçu ve ülkenin tarihine kara bir leke sürmektir. Darbe ortamını hazırlamak için tezgâhlanan 1 Mayıs, Çorum, Maraş ve Gazi Osmanpaşa gibi olayların arka planının aydınlatılması bir zorunluluktur. Bunun için de çok geniş yetkilere sahip bir hakikat komisyonununkurulması gerekir.

 

Hiç tartışmasız darbecileri yargılamak çok ama çok önemlidir, ancak Türkiye, sadece darbecileri yargılamakla tarihi lekelerinden, ayıplarından kurtulamayacaktır. İnkâr, tehcir, asimilasyon ve katliamlar gibi ayıplarından da kurtulması gerekir. Türkiye’nin geçmişinde sadece bir darbe yoktur, birkaç darbe, sayısız cinayet ve katliam vardır.

 

Bu bağlamda ulusçu/milliyetçi, ırkçı, inkârcı, tekçi zihniyetlerimizi de sorgulamamız gerekmez mi? Sonuçta darbeler de bu amaçlara yönelik yapılmıştır. Darbeciler kadar darbeye sebep olan zihniyetleri de yargılamalıyız diye düşünüyorum.

 

Bu olumsuzluklara rağmen AK Parti iktidarında Türkiye’nin yaşadığı demokratik değişimi görmezden gelmek veya küçümsemek en azından haksızlıktır. Bana göre birçok uygulaması ve siyasi perspektifi itibariyle eleştirilmeyi hak etse de AK Parti’ye karşı demokratik bir muhalefetin ötesinde derin ideolojik temelleri olan bir muhalefet sergilenmektedir. Bu tarz bir muhalefetin iktidar alternatifi olması bir yana, demokrasiye ve toplumsal barışımıza katkı sunması da beklenemez. İdeolojik muhalefetlerine rağmen CHP ve MHP’nin davaya müdahil olarak katılmalarını en az hükümetin müdahil olması kadar önemsiyorum. Doğrusu bugün itibariyle müdahil kesimler içerisinde dönemi en iyi sembolize eden ve davayı farklı boyutlarıyla anlamlı kılan, 104 yaşındaki Berfo Ana’dır.

 

12 Eylül referandumu ile yargı sürecinin yolunu açan AK Parti ve hükümetini de kutluyorum.

 

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Gencin Sesi TV

Genç Berat Rezidans