Ateşkes ilanı diyalog yolunu yeniden açar mı? | Gencin Sesi Gazetesi - Bingöl Haber - Genç HaberGencin Sesi Gazetesi – Bingöl Haber – Genç Haber

8 Mart 2021 - 12:22

Ateşkes ilanı diyalog yolunu yeniden açar mı?

Ateşkes ilanı diyalog yolunu yeniden açar mı?
Son Güncelleme :

19 Mart 2012 - 13:13

56 views
Birçoğumuzun barış umuduyla heyecan duyarak desteklediği Hükümet’in Açılım politikaları, ne yazık ki anlaşılır, somut bir toplumsal ve siyasal projeye dönüşmeden rafa kaldırıldığı anlaşılmaktadır. Hükümet politikaları ile toplumsal taleplerin tam da örtüştüğü bir zeminde, demokratik çözüm iradesi beklenirken, siyasi endişeler nedeniyle yeniden güvenlik merkezli politikalar ve militarist söylemler devlet/siyaset gündemine oturmuştur. Açılım sürecinin en önemli adımı olan Habur denemesi, muhalefetin fitnesi, Örgüt’ün şovu ve Hükümetin de telaşı nedeniyle heba edilmiştir. Sivil-siyasal politikalarla silahlı mücadelenin sona erdirilme imkânı varken bu fırsatın kullanılamamış olması, başta siyasi partiler olmak üzere ilgili herkese tarihi bir sorumluluk ve vebal yüklemiştir. Oysa ‘barış’ projelerinde risk almak, cesaret ve kararlık göstermek ve en önemlisi de devamlılık esastır. Üzülerek ifade etmeliyim ki, hükümetin inişli-çıkışlı politikaları sorunu bugün daha karmaşık hale getirmiştir.

 

Oslo görüşmelerinin sonuçsuz kalması üzerine PKK ve KCK’ya yönelik başlatılan operasyonlar aralıksız olarak sürmektedir. Ağır kış koşulları nedeniyle ciddi eylemler gerçekleştiremediği düşünülen PKK’nın bahar aylarıyla birlikte saldırıya geçmesi beklenmektedir. Yeniden başlayacak çatışma süreci, muhtemelen daha kanlı, riskli ve kalıcı olacaktır. Bu nedenden olsa gerek, devletin operasyon hazırlıklarına dayanarak nerdeyse herkes savaş senaryoları yazmaya başladı bile. Daha çok PKK saldırılarının nasıl ve hangi karakollara yönelik olacağı, asker-sivil gözetmeksizin hedef seçeceği, kent merkezlerinde intihar eylemleriyle kaos ortamı yaratacağı yönündeki tahminler büyük ölçüde maksatlı propaganda olarak yürütülmektedir. Siyasetçilerin kin, öfke, intikam içeren mesajlarını ise anlaşılması zor patolojik bir durum olarak değerlendirmek mümkündür.

 

Kaygı ile izlediğimiz gelişmelerden biri ise; milliyetçi çevrelerin AK Parti içinden bir kesimden de destek alarak Hükümeti, Srilanka örneğinde olduğu gibi imhacı ve şiddet politikalarına zorlama çabası. Doğrusu, hükümetin böyle antidemokratik, hukuk dışı, sınır tanımayan bir anlayış içinde olduğunu düşünmüyorum. Kaldı ki Türkiye’nin hem coğrafi hem de toplumsal koşulları da bu uygulamalara uygun değildir. Yine bu modelin tartışılıyor olması dahi, hükümet politikalarının sorgulanması açısından önemlidir diye düşünüyorum. Bu konuda gazeteci yazar Cengiz Çandar’ın uyarısını hükümete hatırlatmakla yetiniyorum: “PKK’nın birkaç ay içinde Sri Lanka’da Tamil Kaplanları’nın akıbetine uğrayacağını düşünen varsa bir Sri Lanka haritasına ve bir de Türkiye, İran ve Suriye ile birlikte gösteren Ortadoğu haritasını yan yana koyup bakıversin.”

 

AK Parti iktidarı tarafından bir dönem Terörle Mücadele Koordinatörlüğü’ne atanan Emekli Orgeneral Edip Başer, “Ben olsam şöyle yapardım, vurduğum gibi girerdim, canına okurdum, bilmem ne yapardım kahramanlıklarıyla bu işi çözmek mümkün değil!.. ‘Ben vururum, giderim Kandil dağına’ diyen kahramanlara soruyorum. Kandil dağına gittiğinizde orada kaç teröristi yok edeceğinizi düşünüyorsunuz acaba?”

 

Benzer uyarılara rağmen ve “Nerede hata yapıyoruz?” sorgulaması yerine, aynı uygulamaların neredeyse her yıl “bahar operasyonu” adıyla tekrarlanması, olsa olsa ‘akıl tutulması’ ile izah edilebilir.

 

Emekli MİT Müsteşar yardımcısı Cevat Öneş,“Tarihsel Kürt sorununun sonucu olarak ortaya çıkan PKK terörünü ortadan kaldırabilme konusundaki yaklaşımımız demek ki yeterli olmamış. Geçmişte yapılan hataları ortadan kaldırmak durumundayız.” Konu uzmanlarının tespit ve önerilerinin dikkate alınmaması ise sorunun arka planının farklı olduğu gerçeğini yansıtmaktadır.

 

Sorunu ‘demokrasi ve barış projesi’ çerçevesinde tanımlayamayan ve bu yönde politikalar üretemeyen Hükümet, başarısızlığı kendi uygulamalarında değil, AK Parti düşmanlarına ve Kürtlerin PKK’ya karşı sessizliğine bağlamaktadır. Oysa Kürtlerin büyük çoğunluğu silahların susmasını, Kürt halkının hak ve özgürlük mücadelesinin demokratik yollardan yapılmasını istemektedir. Bende makul ve geçerli yöntemin bu olduğuna inananlardanım. Ancak Kürtlerin önemli bir kısmı da, PKK silahlı gücünün demokratik mücadele için bir güvence olduğuna inanmaktadır. Bunun asıl nedeni de Türkiye Cumhuriyeti devletine ve siyasal iktidarlara duyulan güvensizliktir. Gerçekten de silahsızlanmanın alt yapısı, demokratik zemini ve güvencesi sağlanmadan ve barışçı siyaset yolunu açmadan PKK’ya silahları bırakma çağrısı yapmanın bir anlamı ve karşılığı var mıdır?

 

Operasyonların çözüm olmadığı bilindiği halde şiddet yönteminde ısrar edilmesi AK Parti iktidarının da yararına değildir ve bu böyle bilinmelidir. Herkesin savaşa odaklandığı bir dönemde, benim de beklentim, PKK Yürütme Konseyi’nin savaşa odaklanan çevreleri hayal kırıklığına uğratarak, tek taraflı bir ‘ateşkes’ ilanıyla diyalog ve barış yolunu yeniden açmasıdır. Doğrusu Mart ayı içinde böyle bir çıkışın, barış umudu taşıyan herkesi yeniden harekete geçireceğini, özellikle Bölge Sivil Toplum Kuruluşları ve Sivil Kürt siyasetinin elini de güçlendireceğini düşünüyorum.

 

Bugün yaşananların Kürt sorununun bir sonucu olduğu hesaba katılarak çeşitli bahanelerin arkasına saklanmadan Hükümetin şiddet dışında çözüm önerileri sunması gerekir. Kürt sorununun unutturulmak veya geciktirilmek istendiği hissiyatına kapılsam da şunun bilinmesi gerektiğine inanıyorum; şiddet sarmalında bu sorun çözülemeyecektir ve bu sorunla yüzleşmekten kaçmak için önce Açılım politikaları, şimdi de Yeni Anayasa çalışmaları bahanelerinin arkasına saklanmak da daha fazla mümkün olmayacaktır.

 

 

 

Abdulbaki Erdoğmuş

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Gencin Sesi TV

Genç Berat Rezidans