Bingöl genç haberleri google
Bingöl genç haberleri google
DOLAR 18,4603 % -0.11
EURO 17,7735 % -0.01
GRAM ALTIN 963,26 % 0,03
ÇEYREK A. 1.574,92 % 0,03
BITCOIN 355.858 0.939
ÜYE PANELİ
SON DAKİKA
hava
Google News

GÜCENMEYİN KIZMAYIN VESSELAM…

Sen ey! Benim şehrimin daha yaşanılabilir olması için görev üstlenen; kurum amiri, özel girişimcisi (iş adamı), sendikacısı, çalışanı (işçisi), akademisyeni, şehrin en okumuş adamı, aydını, sivil toplum lideri, seçilmişleri, esnafı, taciri v.b. gibileri sizlere sesleniyorum!!!

Son Güncelleme :

02 Ağustos 2014 - 22:19

/ 148 views kez okundu.
GÜCENMEYİN KIZMAYIN VESSELAM…


Artık! Benim şehrimdeyken “Gelip gidecek bir yolcuymuşsunuz” gibi davranmayın. Bu gün bu ağacın, yarın bir başkasının gölgesinde serinleyecekmişsiniz gibi davranıyor oluşunuzu, kim veriyor size?


Evet! Bunu sorgulayacak kadar hırçın oluşumun sebebi sizlersiniz. Hatta bazen bu duruşunuz beni, o kadar çok hırçınlaştırıyor ki; şehrimin kapısında oturup şehrime giren çıkan herkesi gözden geçirmek istiyorum. Çünkü böylesi bir şehirde günlerimizi; herkesin (bana, bize, size) birbirine küsebileceği kadar hırçın, diş bileyebileceği kadar sinsice geçiriyor oluşu, atalarımızdan miras olarak kalmış olamaz. Çıkar ilişkilerinizin sebepleri, bizim sonuçlarımızı oluşturuyor, farkında mısınız? Ya da artık  ne zaman bu şahsi davranışlarınızın, menfi-kirli ilişkilerinizin bir sonraki nesil için de aynı hisleri uyandıracağının farkına varacaksınız?


Ama siz, Boş verin! Ve cukkalarınızı doldurmaya bakın! Akraba ilişkilerinizle şehri yönetmeye devam edin. Nasılsa sorgulayan ve sorguları ile sizleri üretmeye teşvik eden bir toplumun olmayışı sizi ve varislerinizi rahatsız etmeyeceğinden durumun vahamiyeti ile ilgilenmeyin. Çünkü sizin öyle bir derdiniz yok! Sosyal mekanların, elit ortamların en baba yerlerinde oturup, kendinizi ispatlama gereği duymadan; hakimi olduğunuz kirliliklerinize rağmen tek bir hamle ile anın, günün, ayın yada (ne yazık ki!) gelenekselleştirdiğimiz yılın en önemli kişisi olmayı becerebiliyorsunuz…


Üretme zahmetine katlanmadan bana göre yalakalık, size göre birkaç şirinlikle istediğiniz gibi cüzdanınızın git gide zavallılaşan kalınlığını hormonlamak, istediğiniz bürokratik makama gelmek yada talep ettiğiniz siyasi kariyeri yapmak; daha zahmetsiz oluyor değil mi? Ve sizler böyle devam ettikçe sizinle ilgili her şeyin bende ve bu şehirde soru ve sorun olması ilk olmayacağı gibi, son olmayacağını da iliklerime kadar hissediyorum… GÜCENMEYİN!


Keşke sizler için kelimelerimi beynimde evirip çevirerek dudağımda bir tebessüme çevirebilseydim, yaptıklarınızla onur duysaydım.


Anın, günün, ayın, yılın en önemli kişisi olmaktansa sürdürülebilir üretkenliklerinizle şehrimin makus kaderinin dönüştürülebileceğinin sinyallerini verebilseydiniz de bizde istediğiniz şan’ı şöhret’i makamı hatta o çokça sevdiğiniz parayı sizlere rahatlıkla ve sürekli verebiliyor olsaydık… O kadar çok rahatsınız ki hakkınızda zannedilme düzleminde geliştirilen tüm senaryolar üzerinize cuk diye oturuyor… KIZMAYIN!


 


Peki! Nasıl bir Bingöl’de yaşamak istiyoruz biliyor musunuz?


Planlı ve projeli,


İşleyen bir ulaşım sistemine sahip,


Sağlık hizmetlerinin iyi verildiği,


Eğitim olanaklarının herkes için elverişli olduğu,


Tarihi ve kültürel mirasına sahip çıkan ve bununla şehrinin tanıtımına katkıda bulunulan, ayrıca eften/püften malzeme arayışında bulunulmayan,


Çok kültürlü bir yaşamı mümkün kılan,


Yeşil alanda uzun yürüyüşler yapmamıza imkan veren,


Bisikletle işimize gidebilmemizi sağlayan yolları bulunan,


Suç oranları düşük,


Yeşil alanı bol,


Mimarisi estetik,


Galeri, müzeleri, ibadethaneleri, sinema ve tiyatro salonlarıyla kültür hayatının aktif olduğu…


Akıllı bir şehir istiyoruz. Böylesi bir sehri istiyor olmak çok mu?


Yaşayacağım şehirle ilgili umutlarımı ve arzularımı bu şehirde de yaşayabileceğimin coşkusunu veren Değerli babam, Hüsnü AKTEKİN’in vasiyeti ile bu şehirde yaşamak zorunluluğunu taşıyor olmak, çoğu zaman burayı değiştirmek, hatta değiştirmeden yenilemek için yeterince iyi bir sebep oluyor gibi görünse de bu yalnızca benimle olacak bir şey değildir…


Peki yaşadığımız Bingöl’ü burada yaşamak zorunda olmaktan öte, yaşanmak istenir hale getirmek istiyor oluşunuzun alt yapısı (siyasi istikrar) yeterince olmasına rağmen neden olmuyor ?


İlk soruya yani nasıl bir şehirde yaşamak istiyoruza bu köşenin sınırlarına sığmayacak çeşitlilikte yanıt verilebilir elbet!


Ancak; Üzerine belki de çok kafa yormadığımız ikinci sorunun karşısında nasıl bir cevap veriyor olduğunuzu merak ediyorum…


Her seçimde AK Partinin, Türkiye’deki rekor oy denemelerini yakalamış  birkaç  ilinden biriyiz. Ve Türkiye nüfusunun yaklaşık yarısı şehirlerde yaşıyor. 2030’da bu oranın % 60’a 2050 de % 70'e yükseleceği öngörülüyor. Bu nedenle 21. Yüzyıl da ‘kent yüzyılı’ olarak anılacak. Ekonominin kalbinin attığı, sosyal hayatın şekillendiği kentlerin performansını artırmak için nasıl yönetilmesi gerektiği de bu nedenle günden güne önem kazanıyor. Bu uzun soluklu maratonun ancak her seçim döneminde ‘’yerelleşmenin’’ önemine vurgu yapılsa da, seçim sonrası kazananların bencillikleri ve işgüzarlıkları şehrimizin makus kaderi üzerindeki tahakkümünü elden bırakmıyor. Bu tutumunuz ile nasıl bir şehir hayatına gidiyoruz farkında mıyız ? Trafiğini, planını ve projesini, sağlık hizmetlerini, eğitimini, tarihini, kültürünü, yeşil alanını, estetiğini, kültür hayatını hatta bisikletle gezebilmeyi bile boş verdim… Peki ya insani ilişkileriniz bu gidişle şehrin gelişmesinde çözüm üretecek mi? Yoksa engeller mi oluşturacak?


Bu tespitler sadece bana ait değil, etrafınıza bakın benzer şeyleri düşünüp sizde söyleyeceksiniz ve herkes bu durumdan sıkılmış olmalı, seçim öncesi vaat edilenlerin seçim sonrası bu kadar dramatik bir hal aldığını, birçok kişi fark etmiyor bile artık. Çünkü kısır döngü yıllardır halkın beklenti ve umutlarını da törpülüyor. Yaşanılabilir bir şehir için sürekli iyi niyet temennisinde bulunmak bence hiç birinizi samimi kılmadığı gibi sorgulamayan haklı da  yani bizleri de, günahsız yapmıyor.


Bingöl’deki son seçimde AK Parti’ye güvenenlerin sesinin de diğer partililer kadar yükselmeye başlaması gerekliliğini düşünüyorum, % 58,4 gibi bir oy çoğunluğunun hizmet beklentisi artık doruk noktasına ulaşmalı ve nasıl bir şehir olmamız gerektiğini belirlemelidir.


YAŞANABİLİR ŞEHİRLER NASIL SAĞLANIR…


Artık şehirlerin performansı sadece şehrin altyapısına değil, bilgiye erişim kalitesine, entelektüel ve sosyal sermayeye, yani sosyal alt yapıya da bağlı. Bir şehrin insani sermayesine, ulaşım gibi bilgi-iletişim teknolojileri gibi modern altyapısına da yatırımlar yapılmalıdır. Sürdürülebilir ekonomik kalkınmayı ve yüksek yaşam kalitesini besleyebildiğiniz şehriniz varsa  “akıllı” şehir sayılıyor. Ancak Bingöl için ‘’ akıllı” bir kentten söz etmek çok da mümkün değil, çünkü çıkar ilişkilerinden dolayı birine göre iyi olan diğerine göre iyi olamayabiliyor zira. Bu nedenle ilham olarak, bir şehrin kendi dinamiklerinden ve insanlarından yeni bir şehir inşa etmek gerekli, yani beslendiğiniz kanalların çeşitliği artmadıkça yönetişim ve katılım çok iyi sağlanamadığından hep kaybeden şehrimiz olacaktır.


Bahsettiğimiz geleneksel ve modern altyapının oluşumunda oyları kullananların da karar sürecine, denetim mekanizmasına katılımının sağlanması gerekiyor. Peki sadece seçimlerde şehri yönetecek (adamlara) oy vermek bir katılım mıdır? Ya da kent ve üzerinde yaşayanların geleceği ile ilgili bir kararın alınmasında tek yol sadece oy satma ve oy kapma derdini içeren vaatlerle çok konuşmak mıdır?


KATILIM


Yönetişim; merkezi otoritenin yukarıdan aşağıya hâkimiyeti anlamına gelen klasik hiyerarşik yönetim anlayışı yerine, tüm toplumsal aktörlerin işbirliği ve zamanlamasına dayanan katılımcılığı ve STK’larını ön plana çıkaran, şeffaflığı, hesap verme sorumluluğunu ve yetki devrini esas alan bir anlayışı ifade ediyor. Bu kavramın Bingöl’de yerleşik kullanımını kolay ve uygulamalarının yaygınlaşmasını; ‘’bir tesadüf olsun da şehrimiz değişecek mantığında’’ bekledikçe ziyanda olacağız. Zira iyi yönetişimin hayata geçmesi öncelikle yerel düzeyde  işbirliğini ve katılımcılığı zorunlu kılmakla sağlanır. Karar alımından bütçenin uygulamasına ve denetime kadar birçok alanda toplumun tüm kesimlerinden katılımın sağlanması ve bunun sürdürülebilir kılınması şart. Üstelik teknolojik gelişmelerde bunu oldukça kolaylaştırmışken neden olmasın.


Katılımcılık her alanda 3 aşamadan oluşur.


         Bilgilendirme


         Danışma


         Aktif katılım

İlki insanlara yapılması gereken ya da planlanan şeyin anlatılması; ikincisi toplantılar, açık oturumlar, anketler yoluyla insanlara bir konu hakkındaki görüşlerinin sorulması ve geri bildirimlerle bu görüş ve önerilerin dinlenmesi; üçüncüsünde ise, halkın politika oluşturma sürecine bizzat katılımını gerektirir. Yerel yönetimler (Belediyeler) halka en yakın düzey olduğundan katılımın bu alanda en yüksek oranda gerçekleşmesi bekleniyor.

Peki Bingöl de böyle mi oluyor?

Tabi ki Hayır!!!


Güncel bir örnek; Kentsel dönüşüm ekseninde düşününce yakın zamanda bitmesi beklenen İnönü mahallesi kentsel dönüşüm projesine bakın! Şehrin ticaretinin döndüğü çarşı merkezinin Genç caddesine sıkışmış olduğunu gören esnafın katılımının olmadığı bir çalışma; daha  bu günden elli yıllık bir enkazdan başka ne olabilir ki? Hepimizin ortak noktası olan bu alanların şehrimizin kimliğini ve ticaretini daha iyi bir seviyeye taşıması gerekirken elimizdeki müşterek mekanların planlarının tepeden bir takım kararlarla geldiğini ve hemen yapıldığını görüyoruz. Sonra da sıkışmış şehri nasıl kurtarabilirimin hesaplarını yapmaktayız…


Bir alanla ilgili bütün şehri ilgilendiren projelerde STK ların ve uzmanların bu konuda ki düşüncelerinin tartışılması için mutlaka imkan ve zaman yaratılması gerekiyor.


Katılım; sadece dediğim gibi birbirinize iltifatlarda ya da ikramlarda bulunarak, oturmuş olduğunuz siyasi masalarda kendinizi ispata dayalı yapılan egzersiz çalışmaları ve şirinlikleriniz değildir…


Samimi bir şekilde insanların yaşadıkları yerle bağlantılarını güçlendirecek ve onlarında zaten burayla ilgili bir işin paydası olduklarını anlatan bir süreçtir…


Gücenmeyin, kızmayın, Veselam…


Not: Yazılarımla birlikte bundan sonra bu köşede ve sitemiz www.gencinsesi.com ’da sizlerle birlikte olacağım.


 


Nurgül AKTEKİN