İdeolojik gençlik yetiştirmek kimin görevi? | Gencin Sesi Gazetesi - Bingöl Haber - Genç HaberGencin Sesi Gazetesi – Bingöl Haber – Genç Haber

2 Mart 2021 - 14:31

İdeolojik gençlik yetiştirmek kimin görevi?

İdeolojik gençlik yetiştirmek kimin görevi?
Son Güncelleme :

19 Mart 2012 - 13:12

32 views
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan R.T.Erdoğan’ın “İsyankâr bir nesil mi olmasını istiyorsunuz? Hiçbir meselesi olmayan bir nesil mi istiyorsunuz?". “ Biz muhafazakâr ve demokrat, milletinin, vatanının değerlerine, ilkelerine, tarihten gelen ilkelerine sahip çıkan bir nesil yetiştireceğiz. Bunun için çalışıyoruz" ,"dindar bir nesil yetiştirmek hedefimiz" gibi söylemleri, siyasetin olduğu kadar toplumun da gündemini önemli ölçüde meşgul etmiştir.

 

Başbakan’ın bu ifadelerini 'ideolojik dayatma' veya 'dindarlık – dinsizlik' ayrımı şeklinde yorumlamak pek gerçekçi değildir. Bir siyasi parti olarak CHP’nin “Atatürkçü-laik nesiller”, MHP’nin “milliyetçi-ülkücü nesiller” yetiştirme yönündeki politikaları gibi, AK Parti’nin de “dindar gençlik” yetiştirmeye yönelik bir iddiası olarak anlamak daha doğrudur, diye düşünüyorum. Dini kesimlerin, cemaatlerin ve AK Parti’ye oy veren seçmenin büyük çoğunluğunun talebi de bu yöndedir. Bu açıdan bakıldığında, Muhafazakâr bir parti için bu politikalar anlaşılabilir bir durumdur. Ayrıca bu ifadeler "tek tip toplum" kurmak anlamına da gelmemektedir. Buna rağmen konunun son derece önemli olduğunu ve birçok boyutuyla tartışılması gerektiğini düşünüyorum.

 

Öncelikle ifade etmeliyim ki, “Yeni nesil yetiştirmek” söylemi, otoriter bir anlayışı çağrıştırmaktadır. Elbette dindar bir nesil yetiştirmeyi amaç edinen ve bu yönde politikalar geliştiren bir siyasi partinin olması demokratik siyaset açısından hiçbir mahzur içermez. Ancak, devlet eliyle tepeden, yukarıdan aşağıya doğru, dayatmacı yöntemlerle yeni bir nesil yetiştirmek, toplumu değiştirmek, milliyetçi, ulusçu, sosyalist veya dinci ideolojiler ve devletler için geçerli bir uygulama biçimi olsa da, demokratik devlet açısından da, ilahi dinler ve özellikle de İslam dini açısından da kabul edilebilir bir anlayış değildir. Kaldı ki, tepeden nesil yetiştirme uygulaması, otoriter ve sosyalist sistemlerde denenmiş, nesillerin heder edilerek insanlığın felaketine yol açması dışında bir işe yaramadığı açıkça görülmüştür.

 

Ulusçuluğun/milliyetçiliğin yaygınlaştığı 19.yüz yıldan itibaren ulus/milli devletler kadar toplumsal kesimlerde de, kendi ideolojileri temelinde “nesil yetiştirme” amacı ve gayreti oluşmuştu. Bu bağlamda İslamcı kesimin de buna karşılık “dindar gençlik” yetiştirme hedefi oluşmuştur. Müslüman coğrafyası bu örneklerle doludur.

 

İleri demokrasilerde, örneğin Almanya, İtalya, İspanya gibi Avrupa ülkelerinde faşist dönemin gençliği bugün itibariyle mahkûm edilmiştir. Sosyalist- komünist ülkelerde de aynı durum söz konusudur. Leninist, Stalinist uygulamalarıyla Sovyetler Birliği’nde yetiştirilmek istenen “ateist” gençlik, sosyalist sistemin çökmesiyle savrulmaktan kurtulamamıştır. Halkı Müslüman ülkelerde sözde “şeriat” ile yönetilen devletlerin durumu da bundan farklı değildir.

 

Ülkemiz açısından durum çok daha açıktır. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan itibaren devletin bütün imkânları seferber edilerek tek tip, çağdaş Atatürkçü bir gençlik yetiştirilmeye çalışılmıştır. “On yılda on beş milyon genç” iddiası trajikomik bir tablo olarak karşımızda durmaktadır. 80 yıl sonra çağdaş-Kemalist gençlik tezinin artık tamamıyla çöktüğü ortadadır. Bugün devleti yönetenlere baktığımızda, Atatürk devrimlerine muhalefet eden bir gelenekten geldikleri bilinmektedir. Bence bu gelişmeyi sessiz devrim olarak değerlendirmek mümkündür.

 

Ayrıca Kemalizm’in ve Kemalist sistemin ulusçu/milliyetçi dayatmalarla nasıl iflasın eşiğine geldiğini, hür dünya ile birlikte bu ülkenin vatandaşları olarak bizler de izliyoruz. Dini/milli restorasyonlarla bu iflasın önüne geçilemeyeceği son on yıllık uygulamalarla ortadadır. Bu nedenle dindarlığı, Kemalizm yerine devletin resmi ideolojisi haline getirmek ve bu ideolojiye uygun “dindar gençlik” yetiştirmek bir politik söylem olmaktan öteye geçmeyecektir.

 

Dindar olup olmamayı, iman edip etmemeyi insanın kendisine ve toplumun özgür iradesine bırakılması gerektiğine inanıyorum. “Sizin dininiz size benim dinim bana”, “Dileyen iman eder, dileyen inkâr” gibi ayetler bu gerçeği ifade etmektedir. Tabi ki AK Parti bir siyasi parti olarak önüne ideolojik hedefler koyma hakkına sahiptir ancak devletin otoritesinden istifade ederek toplumu ve gençleri dönüştürmeye-“dindar bir nesil” yetiştirme iddiasıyla da olsa -böyle bir hakka sahip değildir ve bu mümkünde olmayacaktır. Ayrıca demokratik devlet veya demokratik siyaset açısından mümkün olup olmaması bir yana, öncelikle bu iddianın İslam/Kur’an düşüncesiyle çeliştiğini düşünüyorum.

 

“Eğer rabbin zorlayıcı sistem oluştursaydı yeryüzünde kim varsa hepsi topluca iman ederlerdi. Mümin olsunlar diye onlara sen mi baskı yapacaksın?”(Yunus 10/99) Ayrıca En’am 6/107, 148–149- Şura 42/8. ayetlerine bakılabilir.

 

Abdulbaki Erdoğmuş

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Gencin Sesi TV

Genç Berat Rezidans


Warning: Error while sending QUERY packet. PID=7187 in /var/www/vhosts/gencinsesi.com/httpdocs/wp-includes/wp-db.php on line 2056