“İki müfettişin insafına bırakıldık!” « GencinSesi Gazetesi – Bingöl Genç Haberleri – Genç Haber

27 Ekim 2020 - 20:49

“İki müfettişin insafına bırakıldık!”

28 Şubat mağdurlarından İbrahim Dağılma, işten atılma gerekçelerinin dindar olmak olduğunu belirterek, “Bir-iki müfettişin insafına terk edildik” dedi.

“İki müfettişin insafına bırakıldık!”
Son Güncelleme :

19 Nisan 2012 - 11:45

60 views

28 Şubat'ın mağdurlarından biri olan İbrahim Dağılma, 28 Şubat'ın mağdurlarının tüm kesimler dâhil edilince sayının yüz binleri bulduğunu ifade ederek, ülkede duyarlı ve dindar herkes bir şekilde bu sürecin mağduru olduğunu vurguladı.
Konu ile ilgili açıklama yapan Dağılma şunları söyledi: "Çünkü derin zulmün ülkeye çöken karabasanlığı ve kaos ve zulümleri her Müslüman'ı manen tezyif etmiştir. Sürecin işkence mağdurları, hakları gasp edilenler, hicrete çıkanlar, işinden olanlar, kişiliği üzerinde dezenformasyon oluşturulanlar zaten asıl zorluk ve güçlüğü yaşayanlarıdır" dedi.

" ÖLÜMÜ GÖSTERİP SITMAYA RAZI ETME!" POLİTİKASI SÜRDÜRÜLDÜ

Mağduriyetlerin araştırılırken, dile getirilirken, savunulurken bu insanların birinci derecede önemsenmesi gerektiğini söyleyen Dağılma, "Ben ve benim gibiler bu yüz binlerce mağdurdan biri olmakla sürece hem dünyevi hem de ahiret boyutuyla müdahilidir. 28 Şubat sürecinde "örgüt" suçlamasıyla tutuklanıp cezaevine atılan ve bazılarımız yasal olarak hüküm giyen bazılarımız ise sadece yargılanan kişileriz. İlgili mağdurlar, yasal olarak her türlü cezalarını tamamlamış olmakla, infaz sürelerini doldurmakla ve memnu haklarını almış olmakla beraber yıllardır 657'li yasanın 48/A bendine göre sözüm ona disiplinsizlik nedeniyle yüz kızartıcı suçlularla bir arada zikredilerek kamu haklarından af bile çıksa men edilmişler kapsamında sayılmaktayız. Ayrıca bu mağdurların kimileri de yargılandıkları süreçte maaşlarının 2/3'ünü almaktaydılar; ama yasal sürecin hantallığı ve bürokrasinin kaplumbağa sırtındaki hızı sebebiyle bu insanlar birkaç ay fazla maaş aldı diye tazminat davası haklarında açılmış ve davaya müdahil olan hazine haklı sayılmış bu insanlara binlerce( eski deyimle on milyarlar) lira ceza verildi ve haciz kararı alındı. Ama gel gör ki bu mağduriyetleri yaşayanların hepsi hep Allah'ın şahitliği hem de gören gözlerin tanıklığı önünde mümin ve dindar insanlardır. Sadece diğer mağdurlarla fark şudur: Diğer mağdurlar 28 Şubat sürecinin fişlenmişleri, biz ise tüm dindarlar ve İslami camialar arasından zamanın derin kirlilikleri için zulüm masasına yatırılmış denekleriz ki bizim üzerimizden " Ölümü gösterip sıtmaya razı etme!" politikası sürdürülmüş ve ne yazık ki bugün bu mağduriyetlerimiz sümen altı edilmiştir" diye konuştu.

“ HEM BİREYSEL HEM DE TOPLUCA YÜZLERCE GİRİŞİMDE BULUNULDU! “
'İşten atılanların birçoğu bir iki müfettişin insafına terk edilmiştir' diyen Dağılma, sözlerine şöyle devam etti: "Yargının bile o günlerde askere selam durduğunu düşünürsek bir devlet memuru olmaktan öteye gidemeyen ve etkisi olmayan müfettişlerin bu kararlara istemeden imza attıkları ortaya çıkıyor. Bir de imam arkadaşlar için şu şerh de düşülmüştür ki atılma gerekçesinde daha korkuncu olan da budur: ‘ İtikadi noktada bozukluk sergiledikleri görülmüştür.’ Allah aşkına birilerinin elinde imanometre mi vardır? Bu insanlar bugüne kadar kanuni gerekçe olarak işe alınmamış olabilir ama en azından toplum içinde dini kimlikleriyle ve davetçi yönleriyle öne çıkmalarına rağmen ve konuyu Diyanet İşleri Başkanlığı nezdinde defalarca dile getirmelerine rağmen gönül alıcı tarzda da olsa bir özür dahi dilenmemiştir. Eğer gerçekten amaç adaleti tesis etmek ve her türlü mağduriyeti gidermekse size soruyorum: Allah aşkına bundan öte nasıl mağdur olunur? Mazlumları sahiplenme ve mağdurların sesi olma sorumluluğunu üstlenen ve hisseden herkesin bu sese kulak vermelidir.
Hazır şu günlerde başbakanın dilinden bile ‘Alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste!’ hakikati dökülürken ve 28 Şubat sürecinde ülkeyi kaosa taşıyanlar yargının önüne çıkarılırken ve birçok kişi de mağdur pozisyonda davaya müdahil olurken İslami medyada bu konu Allah için öne çıkarılmalıdır. Denilebilir ki bu mağduriyetler için daha önce girişimlerde bulunuldu mu? Evet, hem bireysel hem de topluca yüzlerce girişimde bulunuldu. Şöyle ki:
Konu belirli periyotlarla basına taşındı, İlgili idari mahkemelere davalar açıldı, İlgili kurumlara açıktan atamalar için müracaat edildi, Birçok STK ve sendikalar durumdan haberdar edildi, İnsan hakları komisyonundaki bazı milletvekilleriyle görüşüldü, Bireysel olarak Başbakan Recep Tayip Erdoğan'a şahsi dilekçeler iletildi ayrıca Mail adresleri üzerinden yine Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Recep Tayip Erdoğan, Meclis Bakanı, Kalkınma(Devlet) Bakanı Dr. Cevdet Yılmaz ve kimi
milletvekillerine konu iletildi" ifadelerini kullandı.

“ DANIŞTAY ŞERHİ ÇELİŞKİ ARZ EDİYOR”

Yaşanılan süreçte halen mağdur olduklarını dile getiren Dağılma, "Ancak yapılan girişimler özellikle 657'li Devlet Memurları Kanunu öne sürülerek reddedildi. Oysa ilgili kanunun TCK ve Danıştay şerhi ile çelişki arz ettiği bilinmektedir. Hatta kanundaki değişiklik yasal bir düzenleme bile gerektirmeyecek kadar inisiyatif dahilinde çözülebilir kolaylıktadır" şeklinde konuştu.
 

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.