KARAARSLAN; "DEPREMİ KONUŞMAYALIM, DEPREM OLUR" DÜŞÜNCESİNİ YIKMALIYIZ | Gencin Sesi Gazetesi - Bingöl Genç Haberleri - Genç HaberGencin Sesi Gazetesi – Bingöl Genç Haberleri – Genç Haber

3 Aralık 2020 - 02:46

KARAARSLAN; “DEPREMİ KONUŞMAYALIM, DEPREM OLUR” DÜŞÜNCESİNİ YIKMALIYIZ

KARAARSLAN; “DEPREMİ KONUŞMAYALIM, DEPREM OLUR” DÜŞÜNCESİNİ YIKMALIYIZ
Son Güncelleme :

02 Kasım 2020 - 14:28

60 views

Bingöl Doğal Afet Gönüllüleri Derneği (BİNDAG) Yönetim Kurulu Başkanı Semiramis Karaaslan, Doğal afetler konusunda halkın bilinçlendirilmesi gerektiğini belirterek açıklamada bulundu.

BİNDAG Yönetim Kurulu Başkanı Semiramis Karaaslan: “ İzmir’de yaşanan AFAD’ın 6.6, KANDİLLİ RASATHANESİ’nin 6.9 şiddetindeki bildirdiği depremin acısını yüreğimizde hissettik. Sabahlara kadar yatmayıp mucize öykülerini gözyaşları arasında izledik. Bu saate kadar enkazın altında kahraman arama-kurtarma ekipleri durmaksızın umut aradı, bir ses bekledi, nefesler tutuldu ve sevinç çığlıkları yükseldi zaman zaman. ”Sesimi duyan var mı?” Mucize öyküleri, yaşama tutunanları ve heyecanla bekleyişleri gece sabaha kadar İzmir’den kilometreler uzakta olsak da birlikte izledik onların yanında olamasak da… Zira insan olmanın gereğidir her nerede, her kim olurlarsa olsunlar acı çekenlerle birlikte empati kurarak, o acıyı yürekte hissetmek. Dün komşumuz Elazığ, bugün bizden kilometrelerce uzakta olan İzmir. Kahraman AFAD, UMKE, KIZILAY, İTFAİYE, JAK, ve birçok kurtarma ekipleri arasında Soma’dan gelen maden işçileri de vardı ve canla başla çalışıyorlar hala… Büyük korku, panik yaşanan depremde kaybettiğimiz canlara rahmet, yarılılara acil şifa diliyor, geçmiş olsun İzmir diyoruz.

Bingöl’de de geçtiğimiz hafta 4 şiddetinde 2 deprem yaşadık. Ve biz BİNDAG (Bingöl Doğal Afet Gönüllüleri) Derneği arama-kurtarma ekibimiz ve yönetim olarak hem Bingöl ve hem de İzmir depremi için teyakkuz halinde olup Bingöl AFAD’la sürekli iletişim halindeyiz. Zira biz STK’lar Afet Koordinasyon Merkezine destek olmak durumundayız. Verilen tüm görevleri gönüllü profesyonel ekibimizle yerine getirmek durumundayız.

Deprem farkındalığını yaratmak için yaptığımız çalışmalarda “Hocam depremi konuşmayalım. Depremi konuştukça deprem geliyor” diyorlar bana. Ben de onlara “deprem oldukça konuşuyoruz ve deprem gerçeğini alacağımız önlemlerle korkmadan konuşmalıyız” diyorum. 1971 ve 2003 depremini yaşayan bizler yaşayarak deneyim sahibi olduk. Öncüler, artçılar, fay hatlarını öğrenir olduk uzmanlarından dinleyerek ve eğitimler alarak…

1971 depreminden sonra geçen 50 yılda neler oldu? 1975 yılında Deprem Yönetmeliği çıkarıldı. Buna ne kadar uyduk? 1999 Gölcük depreminde, 2003 Bingöl depreminde yaşananlar… Çeltiksuyu YİBO ve Korkmaz Apartmanında bizzat enkaz çalışmalarına katılan bir kişi olarak, yaşadığımız acı… Burada yaşadığımız acının aynısı İzmir Doğanlar, Rıza Bey, Emrah Apartmanı… Ve tarifi yapılamayan acıyı aynı şekilde yaşayan aileler… Acının ne milliyeti, ne kim olduğu ve nereli olduğu fark etmeden… Çünkü insan paydasıdır bizi birbirimize bağlayan…

Deprem öldürmez, yapılar öldürür diyordu bir sohbetimizde rahmetle andığım Deprem Baba Ahmet Mete Işıkara… Uzmanlar “Yapı Stokuna ve Yapı Yönetmeliğe göre yapıldığı taktirde can kayıpları olmayacaktır” diyor. Bürokraside bu konuyla ilgili çok ciddi çalışmalar var. 1999 Depremi sonrası hazırlanan deprem yönetmeliğiyle afet miladı yaşandı. Bu tarihten sonra birçok adımlar atıldı. Bilimsel veriler ortaya kondu. Uygulamaya gelince yeterli mi? Bunu sorgulamamız gerekiyor kendimize… Kullandığımız demir, malzeme ve temele gerekli önem veriyor muyuz? Zemin etüdü yaptırıyor muyuz? Bir afet yaşayınca zemin etüdü yaptırmaya karar veriyoruz. Ertesi gün unutuyoruz binamızın sağlam mı, çürük mü olduğu konusunu… Bir bina yerle bir olurken, yanındaki binanın bir çatlak almadığını görüyoruz ama bizim binamız sağlam mı diyenimiz sadece afeti yaşarken düşünülüyor. Yapı Denetimlerini sıklaştırılması, bina yapılırken malzemelerin yönetmeliğe uygun olması, 10 cm’lik bir değişimin bile binanın dayanıklılığını bozduğunu biliyor muyuz? Kolonların dayanıklılığı, güçlendirme yapılmışsa güçlendirmenin doğruluğunu biliyor muyuz?

Deprem mastır planının acilen uygulamaya konması gerekmektedir. Ekonomiyi sarsmamak için uygulamaların yapılması, binaların yapımında özellikle farklı döşeme yüksekliğinin olmamasına dikkat edilmesi, güçlendirmesi tespit edilen mevcut binaların acil güçlendirilmelerinin yapılması, yeni yapılacak binaların deprem yönetmeliğine göre yapılması tek çaremiz. Evlerimizin değeri düşecek, emlakçılarda düşük değer gösterilecek diye bina etüdü yaptırmaktan kaçınıyoruz. Çürük binaların kiraya verilmesi veya satılması yasaklanırsa bina sahipleri zorunlu olarak binalarının yıkımını, güçlendirmesini ve yeniden yapımını gerçekleştirecektir. Bunun için de kolaylaştırıcı şartlar uygulanmalı diye düşünüyorum.

Deprem olunca konuşuyor, birkaç gün sonra unutuyoruz. Oysa Japonya’da olduğu gibi ayda bir kez olmak üzere halkla birlikte tatbikat yapılmalı. Deprem anında Afet Toplanma alanlarında toplanılmalı. Bu tatbikatlar her hafta ayrı bir mahallede ve ciddiyetle yapılmalı. Dolaplar duvara sabitlenmeli, herkesin cebinde veya çantasında minik bir düdük ve minik bir fener olmalı. Ve de Acil Afet Çantası… Bunların hepsi tatbikatlarda anlatılmalı. Zira ülkemizde bir deprem gerçeği var ve bizler korkmadan bu gerçek ve alacağımız önlemlerle yaşamak zorundayız. Depremin ne zaman olacağı belli değil ama alacağımız önlemler bellidir.

Ancak bir seferberlik ilan ederek toparlanabiliriz… Biz STK’lar korkutmadan, onları paniğe sürüklemeden, sürekli halka afet bilincini vermeliyiz. “Depremi konuşmayalım, deprem olur.” düşüncesini yıkmalıyız. Her an deprem olacakmış gibi önlem alıp, hiç olmayacakmış gibi hayata güle, söyleye devam etmeliyiz. Bilinçli olmak hem bizi ve hem de sevdiklerimizin hayatta kalmasını ve mutlu olmasını sağlayacaktır. Bingöl Doğal Afet Gönüllüleri olarak pandemi felaketinin son bulduğu Afetsiz günler dileği ile en derin sevgi ve saygılarımızı sunuyorum. “

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.