Bingöl genç haberleri google
Bingöl genç haberleri google
DOLAR 18,4191 % 0.52
EURO 17,8508 % -1.1
GRAM ALTIN 973,15 % -1,09
ÇEYREK A. 1.591,10 % -1,09
BITCOIN 351.900 -0.429
ÜYE PANELİ
SON DAKİKA
hava
Google News

‘Başkanlık Sistemi’nin ekonomik anlamı -2

Son Güncelleme :

27 Mart 2017 - 15:20

/ 98 views kez okundu.
‘Başkanlık Sistemi’nin ekonomik anlamı -2

Bir ekonomist olarak; daha önemlisi, bu ülkenin geleceğine güvenen bir akademisyen olarak, bu ülkenin geçmiş 90 yılda en temel sorunlarından birinin siyasi istikrar olduğu kanaatindeyim. Birkaç ayda bir değişen iktidarlar, toplumun yararı ile kendi faydaları veya partilerinin çıkarlarıarasındasıkışıp kaldılar. Çoğu zaman da, bu ikilemde, kendi hesaplarını gözetmek; partilerinin direktiflerinin uygulamak durumunda kaldılar.Bu sorunu aşmanın en pratik yollarından biri de, başkanlık sistemine geçiştir. Sürekli yenilenebilecek tek parti iktidarları da çözüm sunabilir, ancak, bunun garantisi yoktur. Hele Türkiye gibi dinamik demokrasilerde bu çok daha zordur.

 

 

Koalisyonlar dönemi bu ülkeyeçokşey kaybettirdi. Politik istikrarsızlık, onun devamıniteliğindeki kurumsal yozlaşma ve ekonomik çöküntü, bu ülkeyive bölgeyi, küreselgüçlerin oyun sahasına cevirdi. Bu anlamda, gündemdeki yeni Türk tipi Başkanlık sistemi (partili Cumhurbaşkanlığı sistemi), siyasetteki kurumsallaşmayı ve istikrarı sağlayarak; yeni Türkiye’nin daha sağlam temeller üzerinde yükselmesinin teminatı olabilir.

 

Bu yüzden de; diliyorum ki, son günlerin bu önemli siyasi dönüşümü, ülkenin yarınlarına tutulan yeni bir umutışığı olur. Bu yeni siyasi idare modelinin, tek parti yönetimleri olmaları münasebetiyle değil ancak kazandırdıkları siyasi istikrar ve beraberinde gelen ekonomik başarı hikayeleri ile, Lee’nin Singapur’u veya Snellman’ın Finlandiya’sı misali yeni yüzyılda yeni ve güçlü bir Türkiye yolunda birleştirici ve çağ atlatıcı önemli bir mihenk taşı olmasını temenni ediyorum. Ülkeekonomisinin ve yarınlarının,istikrara ve güvene kavuşacağı yeni bir döneme giriyor olmayı diliyorum.

 

2001 sonrası dönüşüm

 

AK Parti iktidarları, 2001 krizinin hemen ardından; 2002 sonrası, ciddi bir dönüşüm hamlesi başlattı. Her alanda reformlar ve yatırımlarla, ülkenin yeni baştan inşasına soyunan yeni iktidar; 2008 krizine müteakip gelen büyüme rekorları üzerine, doğrudan bu başarı hikayesini hedef alan, bir dizi küresel ve yerel yeni sorunlar, şoklar ve ihanetlerlekarşılaşacaktı.

 

2001 krizi sonrasının ekonomik dönüşüm hikayesi kadar, ikinci bir önemli noktası da siyasi istikrar ile tanışma hikayemiz oldu. Ülke içinde, daha uzun vadeli planlamalar yapabilen; dışarıda, daha güçlü bir oyuncu rolü üstlenen, bölgede yeni bir lider Türkiye gerçeği vardı artık. 2001 krizinin hemen sonrasında, MHP lideri Bahçeli kendi iktidarı pahasına,ülkeyi secime götürerek; koalisyon kabusunu bu ülkeninsırtındanalmıştı. Çokşükür ki, o günden bu yana Türkiye, tek parti iktidarı ile ekonomiden siyasete; turizmden ticarete her alanda ciddi yol katetmektedir. Sadece kişi başı ortalama gelirin 3’e katlandığı gerçi yeterli bir örnek olsa gerek.

 

Gelinen noktada, bugün, Türkiye ekonomisinin en güçlü yönü siyasi istikrarıdır. Ancak, bu siyasi istikrarın, uzun süre devamının garantisi yok. 7 Haziran seçimleri bunu açıkça göstermişti. Başkanlık (ya da partili Cumhurbaşkanlığı) sistemine geçiş, işte bu çok ihtiyaç duyulan istikrarı garanti altına alacak.

 

Yeni dönem neyi ifade ediyor?

 

Yürütme erkine getirilen istikrar ile 1990’larda ülkenin kaderi haline gelen erken seçimler yok olacak. Bu yüzden de, siyasi istikrar ve yürütme istikrarı sağlanmış olacak. Karar alma mekanizmasının ve içeride ve dışarıdaki gelişmelere reaksiyon hızı çok daha yüksek olacaktır.Örneğin, herhangi bir konuda, kararname ve karar alma yetkisi, tamamen başkandadır. Ancak, burada bahsi geçen kararname çıkarma yetkisi, kanun çıkarmaktan çok farklı ve sadece yürütmede etkinliği sağlama amacı güder.

 

Siyasi istikrar ile ekonomik istikrar sağlanır; ülke ekonomisi büyür ve ekonomik refah artar. Elbette bunun tam tersi de geçerlidir.Rahmetli Demirel’in deyimi ile, “ekonomisi bozulan ülkelerde, herşey çöker. Başta ahlak!”. Diğer yandan, siyasi istikrar, çok ihtiyaç duyduğumuz cari açığın finansmanı ve doğrudan yabancı yatırımın ülkeye çekilmesi için de hayati önem arz eder.

 

İstikrarın olduğu bir yerde, ekonomi geçmişte olduğu gibi%5’lerin üzerinde büyür ve Türkiye; önümüzdeki 10 ya da 20 yılda, en büyük 10 ekonomi arasına çok rahatlıkla girer.İstikrarın olduğu bir yerde, Türkiye;

 


          Daha uzun vadeli planlama yapabilir,


          Sorumluluk bilinci ve hesap verilebilirlik, kurumsal kaliteyi artıracak,


          Siyasetçi ve yürütme erki, iş takibi yapmaktan; toplumun ve ülkenin faydasını öncelik kılma ve gözetmeye kayabilecek,


          Yenilenme ve küresel trendlere uyum daha hızlı olabilecek,


          Yeni, milli ve yerli üretim modelleri ile kendi ekonomi modelimiz ve hikâyemizi yazabileceğiz,

 

Kurumsal kalite anlamında, yargı ile ilgili atılan adımlar özellikle önemlidir. Yargının bağımsızlığı ilkesinin yanına tarafsızdır ilkesi de ekleniyor. En çok ihtiyaç duyduğumuz kısımlardan biri de bu.Bu sayede, yargı daha güvenilir ve tarafsız olacak ve kurumsal kalite de artmış olacak. Kurumsal kalite, geçmişte en ciddi sıkıntı yaşadığımız noktalardan biri oldu.

 

İnsanlar, icraattan kimin sorumlu olduğunu ve kime hesap sormaları gerektiğini de bilecekler. Seçimlerin sürekli yenilenmek zorunda kalınmaması (hem 5 yılda bir birleştirilmiş olarak yapılan seçimler, hem başkanlığın getireceği istikrar nedeniyle), hem maliyetten tasarruf, hem istikrar üzerinden ülke ekonomisi için ciddi bir kazanım elde edilecek.

 

Yeni bir Türkiye

 

Yukarıda da değinildiği gibi; Türkiye ekonomisinin bugün en güçlü yönü, son 15 yılda elde ettiği, siyasi istikrarıdır. Ancak, bu siyasi istikrarın, uzun süre devamının garantisi yok. 7 Haziran seçimleribunu açıkça göstermişti. Başkanlık (ya da partili Cumhurbaşkanlığı) sistemine geçiş, işte bu çok ihtiyaç duyulan istikrarı ama onun yanında, yeni hedeflere daha iyi odaklanabilmeyi ve bir anlamda ülkenin profesyonel yönetimini garanti altına alacak.

 

Genç nüfusu ve dinamik ekonomisi etkin kullanılarak; Türkiye, yeni pazarlara açılabilir, yeni ve daha büyük hedeflere odaklanabilir. Başkanlık sistemi, sadece bugün için değil; ülkenin yarınlarının teminat altına alınması açısından da oldukça önemlidir.

 

Yeni nesillere bırakabileceğimiz en güzel hediye, istikrarlı bir demokrasi, daha müreffeh ve güven veren bir Türkiye ekonomisi olsa gerek.

 

Dr. Bilal Bağış

Email:bilalbagis@gmail.com