DÜNYANIZI KENDİNİZ SEÇİNİZ « GencinSesi Gazetesi – Bingöl Genç Haberleri – Genç Haber

26 Ekim 2020 - 11:01

DÜNYANIZI KENDİNİZ SEÇİNİZ

DÜNYANIZI KENDİNİZ SEÇİNİZ
Son Güncelleme :

24 Nisan 2015 - 18:44

168 views

Her canlının değişik bir dünyası vardır. Bu dünyaları tanımak, anlamak için ne kadar vakit ayırabiliyoruz?

 

İnsanların, Hayvanların, Bitkilerin dünyasını.

Bunların en önemlisi tam donanımlı yaratılan, Eşref-i mahlukat olan insanların dünyasını.

Çocukların, Gençlerin, olgunların, yaşlıların oluşturduğu,
Değişik yaşam tarzlarını barındıran, birbirinden ayrı ayrı Dünyalar.

Fakirlerin, garibanların, çaresizlerin, ağlayanların,kimsesizlerin, sömürülenlerin, öldürülenlerin, göç edenlerin, kovulanların, aşağılanların Dünyası.

Hayatı merak etmeyen, sadece kendileri için çalışan, etrafına bakmayan, çekinen, ürkek, sorgulamayan, teslimiyetçilerin Dünyası.

Zenginlerin, zalimlerin, sömürenlerin, elitlerin, Nemelâzımcıların, ihtiras sahiplerin, ceberutların Dünyası.

Bu üç sınıfın arasında yolunu bulan, sırtlanların, Akbabaların, riyakârların, dalkavukların, tetikçilerin Dünyası.

Adaleti, huzuru, güveni, hakkı ve hukuku, yarınları, insanca yaşamayı ve yaşatmayı savunanların Dünyası.

Bu dört Sınıfı, hiç merak ediyormuyuz? Veya hangi Sınıfta neler oluyor diye, düşünüyormuyuz?

"Necisin? Nereden geliyorsun? Nereye gidiyorsun" Sorularını kendimize sorabildik mi? Cevaplarını araştırabildik mi?

Kimin için, ne için, nasıl yaşamamız konusunda kendi dünyamızı oluşturabildik mi? Yoksa başkalarının oluşturduğu bir Dünya'da rol oynayarak mı yaşıyoruz?

"Hak'ın hatırı Ali'dir, hiç bir Hatıra feda edilmez" şeklinde mi düşünüyoruz. Yoksa;
"Birilerin hatırı her şeyin üstündedir" düsturuyla mı hareket ediyoruz.

Sorular, sorular… Cevaplar…
Ne kadar çok soru var değil mi?

Keşke sürekli kendimize sorabildeydik.
Keşke sürekli sorgulayıcı bir yapıya sahip olabilseydik.
Keşke sürekli, basiretli, şuurlu, bilinçli, ferasetli bir duruş sergiliyor olabilseydik.

O zaman belki "olmak istediğimiz yerde olurduk" toplumumuzun huzur ve saadeti, kendilerine olan güveni, maddi ve manevi olarak çok farklı bir seviyelerde olurdu.

Bu gün İslam coğrafyasında, Müslümanlar, Emperyalist güçlerin elinde çekmedikleri cefa, görmedikleri eza kalmadı.
Oysa biz kendimiz gibi düşünebilseydik, Mukadesatlarımızca uygun görülenler ile hayatımızı dizayn edebilseydik;
Durumumuz, hayat şartlarımız böyle olurmuydu…

Bu soruları kendimize sorabilseydik, bir kişinin ağzından çıkan bir iki Cümleye, umudumuzu, Geleceğimizi bağlarmıydık.

Sorgusuz sualsiz, değişik ideolojilerin Peşinde perişan bir vaziyette olurmuyduk.

Geleceğimizi, birilerinin iki dudağının arasından çıkacak sese bağladık.
O ses,
Bizleri kör, sağır ve dilsiz hale getirdi.

Suriye'de, Irak'ta, Arakan'da, Afrika'da, Çeçenistan'da Filistin'de Müslümanlar çoluk çocukları ile zalimlerin pençesinde kıvranırmıydı? Yerlerinden yurtlarından uzaklaşırlarmıydı.

Bizler sadece yaptıklarımızdan değil, yapamadıklarımızdan da sorumluyuz. Yapamadıklarımızın yükünüde çocuklarımızın sırtında miras olarak bırakacağız.
Çocuklarımız yarınları ile değil, dünleri ile uğraşacaklar.

Çocuklarımız bizler ile gurur duymayacaklardır. Belki üzgün, buruk ve kızgın bir tavır sergileyeceklerdir.
Kim bilir;
Bizleri ne gibi vasıflarla anacaklardır.

Unutmayınız;
bizler kendimizi düzeltmediğimiz müddetçe;
Huzur bulamayız.
Cenab-ı Hak'ın takdiridir.
Nasıl olursak, öyle muamele göreceğiz.


Saygılarımla.


YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.