Google News' te Takip Edin

Bingöl genç haberleri google

DOLAR 32,7769 % 1.52
EURO 35,0718 % 0.44
GRAM ALTIN 2.456,21 % 2,73
ÇEYREK A. 4.015,90 % 2,73
BITCOIN 65.504,01 -1.881
ÜYE PANELİ
SON DAKİKA
hava
Google News

Bizi deprem değil beceriksizliğimiz yıkacak!

Son Güncelleme :

27 Mayıs 2024 - 10:14

Bizi deprem değil beceriksizliğimiz yıkacak!

Saat 18:432’te büyük bir sarsıntıyla yıkılmıştı duvarlar…

878 kişinin yaşamını yitirdiği, 700 kişinin yaralandığı, 9 Bin 111 binanın hasar gördüğü 6,8 büyüklüğündeki 1971 Bingöl depremi, hafızalara yeni bir acıyı kazımıştı.

Deprem, Bingöl’ün yanı sıra Erzincan’ın bazı köylerinde de yıkımlara ve ölümlere yol açmıştı.

Ve aradan yıllar geçti, 1 Mayıs 2003 gecesi saat 03.27’de bu kez 6,4 büyüklüğündeki bir depremle sarsıldık. 176 kişinin yaşamını yitirdiği, 625 binanın çöktüğü veya ağır hasara uğradığı depremde en büyük kayıp, Çeltiksuyu YİBO’daki 84 öğrenci ve öğretmenin enkaz altında kalışıyla yaşanmıştı.

Tarih 14 Mart 2005 saat 03.55’i gösterdiğinde ise Karlıova İlçesi’nde 5.9 büyüklüğünde bir deprem meydana gelmiş ve çok sayıda yapı hasar görmüş, 14 Haziran 2020 günü saat 17.24’te ise yine Karlıova’da 5,8 büyüklüğünde bir deprem daha yaşanmış, bu depremde de Karlıova ilçesinin Kaynarpınar köyü ile Yedisu ilçesinin Elmalı ve Dinarbey köylerinde bazı hasarlara yol açmış, Kaynarpınar’da bir karakolun gözetleme kulesinin yıkılması sonucu bir korucu hayatını kaybetmiş, Elmalı ve Dinarbey’de 10 evde çökme meydana gelmişti.

6 Şubat 2023‘te ise asrın felaketi olarak nitelendirilen ve 11 ilde büyük yıkıma ve on binlerce insanımızın hayattan kopmasına neden olan Kahramanmaraş merkezli depremde Bingöl de kısmen etkilendi. Deprem sonrası yapılan hasar tespit çalışmaları sonucunda Bingöl’de 4 Bin 794 yapının az hasarlı, 81 yapının orta hasarlı, 3 Bin 285 yapının ise ağır hasarlı olarak tespit edildiği belirtildi.

Ve tarih 2024‘ü gösterdiğinde yer bilimcilerin ısrarla uyardığı bir kentin depremden bihaber yaşayan, market indirimleri için kuyrukta beklemeyi göze alırken depremle ilgili panellere gitmeyi zahmet sayan bireyleri olarak rutin yaşamımıza devam ediyor!

Yedisu fay hattı üzerinden uyarılarda bulunan uzmanlar, Bingöl Karlıova, Bingöl Yedisu ve Tunceli ile Erzincan hatlarına dikkat çekerek “Vakit doldu, bu bölgeler 7,2 büyüklüğünde bir deprem üretebilir” vurgusunda bulunuyor!

Deprem, bu coğrafyamızın kaderidir lakin ne depremle yaşamaya alışabildik ne de korunma yollarını bir yaşam biçimine dönüştürebildik. Japonların tedbirlerini hayranlıkla izlerken, “biz neden böyle değiliz?” sorusunu soramadık kendimize! En azından denemedik…!

Yapabildiğimiz tek şey, dua etmek. Ölenlere rahmet, kalanlara başsağlığı dilemek. Ve tabi ki, deprem sonrası sunulacak devlet olanaklarından yararlanmanın hesaplarını yapmak!

Uzmanların uyarılarını masalsı bir tılsım olarak algılamaya başladık! Bir kulağımızdan giriyor, diğer kulağımızdan çıkıyor! Devlet kurumlarına sorunca sayfalar dolusu önlemden bahsediliyor ama “somut ne var?” sorusunun yanıtı koca bir “HİÇ”

‘Konteyner Kent’ kurulacak alanların belirlenmiş olması iyi güzel de bu alanlar kullanıma hazır mı? Hayır!

Arama kurtarma ekipleri kuruyoruz ama ekipman ve donanım açısından gerekli donatılar sağlanıyor mu? Muamma!

Toplanma alanları belirlenirken binaların arasını tercih etmemizin tehlikesini görebildik mi? Hayır!

Binalara ruhsat verirken zemin sıvılaşması ve diğer ölçekleri dikkate aldık mı? Evrak üzerinde belki evet ama gerçekte hayır!

Köyde ev yaparken depreme göre değil de bütçemize göre ev yaptık mı? Evet!

Depremde evi yıkılan ev sahibi olmak için çırpınırken, hasar gören ahırını ev gibi gösterip yeni ev sahibi olanları gördük mü? Evet!

Ağır hasarlı işyeri ya da iş merkezi diye nitelendirilen yapıları bir şekilde sırf ticari kayıpları önlemek adına orta hasara çevirip güçlendirme ile kullandırmaya devam ettik mi? Evet

Riskli yapılarda sırf ticari kaygılarımız yüzünden barınmaya devam ediyor muyuz? Evet

Dağlar yerine ovalarımızı binalarla doldurduk mu? Evet!

Hem kamusal hem de toplamsal çürümüşlüğümüzü örtbas etmek adına her türlü kelime oyununu yapıyor, bir şekilde başkalarını suçlayarak işin içinden çıkmaya çalışıyoruz!

Ama temel sorun, kamusal alandaki etki ve yetkilerin kanuna göre değil idarecinin kişisel ihtiraslarına göre kullanılabilecek açıklıkta olması ve denetim mekanizmasının bulunmamasıdır!

Mali kayıpları önlemek adına hasarlı evini ya da işyerini ağır hasardan orta hasara çevirirken vatandaşın bunu yapabilme imkânı var mı? Yok! Nasıl yapılıyor bu? Kamu görevlisinin çıkar ilişkilerini ahlaki yoksunluğuyla birleştirmesiyle…

Müteahhit, kötü zemine bina dikerken bunu nasıl başarıyor? Bu evrakı alırken kullandığı çıkar ilişkileriyle!

Kamudaki rant kesilmedikçe, toplum “mecbur” bırakılmaya devam edecek ve kamu malını çalana ödül gibi cezalar verildikçe bu sorun asla çözülemeyecektir!

Bugün Ankara’nın en lüks bölgesi olarak nitelendirilen Çukurambar semtindeki yapılarında çoğu kamu görevlilerine aittir ama çoğu da başkalarının adına kayıtlıdır! Oysa bu bölgede normal bir kamu görevlisi değil bir ev almak, kirada dahi oturamaz! Ama Türkiye’de saltanatın alası yapılıyor!

Tek sorunumuz kamusal alandaki çürümüşlük değil!

Bir de beceriksizlikler var!

Alakasız insanlar belirli makamlara geliyor ya da getiriliyor, bizler de bunlardan hizmet üretmelerini, işlerini iyi yapmalarını bekliyoruz! Beceriksizliğimiz örtecek bir bahanemiz mutlaka vardır! İşini yapamayanlar bir şekilde hatırla dahi olsa makamında gününü gün ediyor!

Kimse kimseye dokunmuyor ya da dokunamıyor!

İşini iyi yapamayan bir idarecinin görevden alındığına şahit olmadık!

Ama gün gelecek bu deprem hepimize dokunacak! Hatta öyle bir dokunacak ki, kamudaki beceriksizler yüzünden onlarca insan hayattan kopacak, sağ kalanlar da dışarıda sürünecek!

Bir arkadaşımız, Prof. Dr. Naci Görör hocanın birkaç gün önce Bingöl’e dair uyarısını içeren haberimize yorum yapmış ve somut adım alınmasına gerektiğine atıfta bulunmuştu; “Hemen iki toplantı düzenleyelim sonra bisikletlerimize binip farkındalık yaratıp dağılalım…!”

Deprem gerçeğimizi bir kez daha hatırlatmayı bir görev sayarak bunları paylaşmak istedim. Bir adım atılır mı, kamuda bir hareketlilik olur mu, bekleyip göreceğiz.

Bingöl’de deprem paneline katılan Jeoloji Mühendisi Doç. Dr. Taylan Sancar, çok güzel bir cümle sarf etmişti;

“Bu kadar yoğun depremler yaşamış bir ilin herhangi olası bir depremde bacasının düşmesi bile oradaki insanların depreme karşı olan umursamazlığını gösterir. Çünkü dünyada hiçbir depremin yarattığı güç, aptallığın yarattığı güçle mukayese edilmez”

Bu söze şapka çıkarıyor, üzerine daha fazla söz söylememeyi tercih ediyorum.

Ve son söz olarak diyorum ki, bizi deprem değil ilgisizliğimiz, ahlaki yozlaşmalarımız ve beceriksizliğimiz yıkacak!

YORUM ALANI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.