Google News' te Takip Edin

Bingöl genç haberleri google

DOLAR 32,1781 % -0.17
EURO 34,9574 % 0
GRAM ALTIN 2.431,42 % 0,54
ÇEYREK A. 3.975,37 % 0,54
BITCOIN 68.735,43 -0.465
ÜYE PANELİ
SON DAKİKA
hava 18°
Google News

‘POLİS DEVLETİ’ ENDİŞESİ

Polise geniş yetki verecek olan ‘iç güvenlik yasa paketi’ ülke gündemine oturdu. CHP, paketin yasallaşması halinde Anayasa Mahkemesi’ne başvuracağını, HDP sokakta engelleyeceğini belirtirken, MHP ise paketi ‘diktatörlüğe sıçrama yasası’ olarak değerlendiriyor. Bingöl’deki siyasi aktörlerin çoğunluğunun hemfikir olduğu ortak görüş ise; ülkenin polis devletine doğru gittiği yönünde.

Son Güncelleme :

11 Aralık 2014 - 11:05

‘POLİS DEVLETİ’ ENDİŞESİ

Yaklaşık bir ay önce hem Ak Parti hem de HDP’nin çözüm sürecine ilişkin olumlu açıklamalarının ardından, iki taraf arasına iç güvenlik paketi tartışması girdi. HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, paketi eleştirerek “Bu yasa için hem Meclis`te kıyameti koparacağız hem de sokakta mitinglerimizle engellemeye çalışacağız” derken, Başbakan Ahmet Davutoğlu ise “`Bundan sonra akacak her kandan Demirtaş sorumludur” diye konuştu.

Ülke gündemine oturan iç güvenlik paketini değerlendiren Bingöl’deki siyasi aktörler, paketin olumlu ve olumsuz yönlerini değerlendirdi.

KURBAN: “ÖZEL YASA NİTELİĞİNDE”

Güvenlik paketini ‘özel yasa’ olarak nitelendiren Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Bingöl İl Başkanı Mustafa Kurban, paketin yasalaşması halinde demokrasinin biraz daha daralacağını söyledi.

Kurban: “Bu özel yasa demokrasiyi biraz daha daraltıyor. Toplumun çektiği sıkıntılar zaten baskıdan oluşuyor. İnanç, özgürlük, demokrasi gibi konularda devletin baskısı söz konusu. İç güvenlik paketi, bu baskıcı zihniyeti daha da güçlendiriyor. Partimiz, bu yasal düzenlemeye karşı parlamento zemininde her türlü mücadeleyi verecektir” şeklinde konuştu.

KIZILBOĞA: “AKP GÜVENLİK PAKETİYLE POLİS DEVLETİ KURMA PEŞİNDE”

AK Parti’nin güvenlik paketiyle polis devleti kurmanın peşinde olduğunu belirten Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Bingöl İl Başkanı Hasan Kızılboğa, çözüm süreciyle birlikte güvenlik güçlerinin yetkilerini kullanamaz hale geldiğini söyledi.

Kızılboğa: “Güvenlik tedbirlerinde partimizin tavrı bellidir. Çözüm süreciyle birlikte polis ve askerin mevcut yetkilerini sınırlandırıldı. Bu süreçte yasal olmayan eylemler yapılıyor PKK yol kesip, araç yakıyor ama polis ve asker terör örgütüne dokunamıyor. AKP, PKK ile masaya oturmuş biz diyoruz ki; terör örgütü ile müzakere olmaz, mücadele olur. Polis ve askerin mevcut yetkilerini kullanmasında veya bu yetkilerin belirli çerçevede genişletilmesinde bir sakınca görmüyoruz ama AKP güvenlik paketiyle polis devleti kurma peşinde. Güvenlik paketi, kolluk kuvvetlerini siyasallaştırmayacak ve güvenlik tedbirleri amaçlı, devletin yapısıyla ilgili ise partimiz bunu destekleyecektir. Ama amaç hırsızlık yapanı, yolsuzluk yapanı korumaksa karşı olacağız” diye konuştu.

COŞKUN: DOKSANLI YILLARA BİR DAHA GERİ DÖNMEYECEĞİZ

‘Ülke doksanlara gidiyor’ söylemlerini ‘boş kuruntu’ olarak değerlendiren Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Bingöl İl Başkanı Yusuf Coşkun: “Cumhurbaşkanımızın da dediği gibi kimsenin endişesi olmasın doksanlı yıllara bir daha geri dönmeyeceğiz. Herkes müsterih olsun polise askere vatandaşın bireysel haklarını ihlal edecek yetkiler verilmeyecektir” dedi.

Paket içeriğine ilişkin konuları paylaşan Coşkun: “Doğum, evlenme, boşanma ve ölümde nüfus müdürlüklerine gidilmeyecek. Soyadı değişikliğinde mahkeme kararı olmayacak. Pasaport ve sürücü belgesi artık emniyetten alınmayacak. İçişleri bakanlığı yeniden yapılandırılacak. Emniyet genel müdürlüğü için yeni tedbirler alınacak. Jandarma ve sahil güvenlik içişleri bakanlığına bağlanacak. Yasadışı dinlemeler denetim altına alınacak” diye konuştu.

Paketi, ‘hayatı kolaylaştıran, bireysel özgürlükleri garanti altına alan’ bir çalışma olarak nitelendiren Coşkun, şunları söyledi: “Alman, Fransız modelidir tartışmaları oluyor. Bu konular çok fazla abartılı. Bütün iç mevzuatımızı oluştururken daima AB normlarını gözetiriz. Molotof kokteyli uzun süredir tartışılıyor. Patlayıcılar var ama molotof kokteyli anılmadığı için kimse ona müdahale etmiyor. Yüzüne maske takmak `Ben suç işleyeceğim kimliğim bilinmesin` demektir. Yasalar Allah emri de değildir, toplumların ihtiyaçlarına göre adil ihtiyaçlardır, düzenlenebilir. Sıradan vatandaşımızı rahatsız edecek uygulama ve düzenleme söz konusu değildir. Yargı paketinde bir iki husus var, demokraside geri adım diye birileri değerlendiriyor. İnsaflı olmak lazım, herkes dikkatli okusun. Esas onun üzende farklı şeyler var. Yargı mensuplarının maaş artışı gibi hususlar. Onun dışında burada bir şey söz konusu değil. Birileri buna dört elle sarıldı, niye sarıldı? AK Parti`nin en güçlü yönü bugüne kadar daha fazla demokrasi talebi ve insan hakları ve özgürlüklerinin öne alınması. İçeridekiler pompalıyor, dışarıdakiler bunu kullanıyor. Hiç heveslenmesinler AK Parti`nin temel misyonunda bir değişiklik olmayacak ve orada hepsi yanılacaklar. AK Parti yoluna devam ediyor.”

ÇOLAKOĞLU: “PAKET, ÜLKEYİ ANTİDEMOKRATİK POLİS DEVLETİNE GÖTÜRÜR”

Paket içerisinde yer alan ve makul şüphe ile polise verilen geniş yetkiyi eleştiren Büyük Birlik Partisi (BBP) Muammer Çolakoğlu ise: “Özgürlükler adı altında çıkan bu pakete karşıyız. Yalnız özgürlükler adına çıkan her şeyi destekliyoruz. Paket, ülkeyi antidemokratik polis devletine götürür. Ortaçağa götürür” dedi.

TASALI: “KILI KIRK YARMALIYIZ”

İç güvenlik paketinin içinde doğru maddelerin olduğu gibi, yanlış maddelerin de yer aldığını ifade eden Hür Dava Partisi (HÜDA PAR) Bingöl İl Başkanı Hamdullah Tasalı: “Yani istismara açık, keyfi uygulamalar sebebiyet verecek endişeler gibi. Geçmişte bunun örnekleri çok görüldü. Hafızalarımızda hala binlerce failli meçhul cinayetler, sorgusuz sualsiz tutuklamalar, Kayıplar, haksız hukuksuz yargılamalar, hak ihlalleri, ölümler unutulmamalıdır. Bu haksızlıkların mağdurları hala mağduriyetleri devam etmektedir. Öncelikle bu mağduriyetlerin giderilmesi gerekirken hükümetin yeni mağduriyetlere sebebiyet verecek düzenlemeler yapmaması gerekir. Hem de çözüm sürecin konuştuğumuz bu günlerde, bu tür yasal düzenlemeler yapılırken kılı kırk yarmalıyız” dedi.

Yasal düzenlemeler yapılırken, adalet, özgürlük ve güvenlik gibi en temel insan haklarının göz ardı edilmemesi gerektiğini vurgulayan Tasalı, güvenliğin özgürlüğü, özgürlüğün güvenliğe, adaletin ise hiçbir şeye feda edilemeyeceğini kaydetti.

Düzenlemelerin adalet merkezli olması gerektiğini vurgulayan Tasalı: “Adalet olmazsa olmazlarımızdandır. Dolayısıyla adaleti sağlarken özgürlük ve güvenlikten feragat edilebilir. İnsanlar ve toplumlar adalet sayesinde mutlu ve huzurlu olurlar. Adaletin olmadığı bir toplumda düzen ve huzurdan edilemez. Bu günde en çok muhtaç olduğumuz, eksiklik hissettiğimiz tam da budur. Zira toplumdaki anarşinin, huzursuzluğun, kaosun ve kavganın temelinde adaletin layıkıyla yerine getirilmediği görülecektir. Toplumun en temel aslı meselesi adalettir, diğerleri ise adaletin alt birimleri, tali meselelerdir” diye konuştu.

“SINIRSIZ ÖZGÜRLÜK SÖZ KONUSU OLAMAZ”

Sınırsız bir özgürlüğün söz konusu olamayacağını ifade eden Tasalı, şunları söyledi: “Herkesi haddini bilmesi gereken bir sınırın olması gerekir. Zira sizler özgürlük adı altında bir başka hemcinsinizin haklarını gasp edilemez, güvenliğini tehlikeye atamaz, sizlerin canı, malı, şeref ve haysiyeti, hakları her ne kadar kutsal ve dokunulmaz ise, bir başkasının da sizlerin ki kadar kutsal ve dokunulmazdır. Burada özgürlükleri kullanırken ikinci, üçüncü şahısların ve kamunun güvenliğini de tehlikeye atmak, tehdit etmek, yakmak, yıkmak, öldürmek vb. gibi şiddet içerikli eylemlerde bulunarak güvenliği suiistimal etmemelidir. Zira güvenliğin olmadığı bir yerde kamu düzeni de olamaz, özgürlük te olmaz, hata olamaz, adalet olamaz, anarşi ve kargaşadan kimseye bir fayda yarar gelmez. Şüphesiz gösteri ve yürüyüş haklarımızın asla engellenmemesi gerekir, Ancak bizler bu haklarımız kullanırken, maske takarak, silah, bomba, Molotof kullanarak, sağa sola saldırarak, etrafına korku yayarak, yakıp, yıkarak, öldürerek ‘bir özgür hakkın’ varlığını ileri sürerek bunları meşrulaştıramaz. Bunlar özgürlük le hiçbir alakası yoktur, olmazda. Bu olsa olsa anarşi ve terör olur

“1982 KENAN EVREN ANAYASASI’NIN MODERN HALİ”

İç güvenlik paketini ‘1982 Kenan Evren Anayasası’nın modern hali’ olarak değerlendiren Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Mervan Temiz, Türkiye’de güvenlik paketinden önce çözülmesi gereken çok daha önemli konuların olduğunu söyledi.

“Bugün Türkiye’de çözülmesi gereken bir barış süreci varken, çözüm paketi varken, Türkiye sorunları içerisinde bir Kürt sorunu varken ondan daha ötürü Ortadoğu’da kaos ortamı yaşanıyorken, böyle küçük çaplı iç güvenlik paketini burada yasallaştırmanın tartışılması gerekir” diyen Temiz: “Eylemlerde, basın açıklamalarında yüzü kapalı olanların suç teşkil ettiği belirtiliyor bunların tartışılması, düşünülmesi gerekiyor” dedi.

Güvenlik güçlerinin yetkilerinin genişletilmesi ve makul şüpheyi eleştiren Temiz, şöyle devam etti: “Polis şüpheli gördüğü bir kişiyi eyleme mi gidiyorsun deyip gözaltına alabilir bu ne kadar doğrudur? Bugün ortaya çıkarılan yasa, 1982 Kenan Evren Anayasası’nın modern hale getirip burada topluma yansıtmaktır. Bu ne kadar doğru olabilir? Bugün halledilmesi gereken sosyal Türkiye içerisinde ciddi anlamda bu çok büyük sorun sıkıntı varken, bunları konuşmak halkın gözünü boyamaktır. Bugün biri suç işler içeri atarsın, çıktığında yine suç işler ama sen onu içeri atacağına, ona suç teşkil edeceğine onun yerine onu o duruma iten durumu araştıracaksın. Böyle bir kanun çıkarabilirsin. Bir soruna direk etkiye karşı tepki oluşturacaksan bu toplumda büyük sorunlara neden olur. Bingöl’ü göz önünde bulundurarak örnek verecek olursak, bu ay içerisinde 4 kişi intihar etti bu zeminin araştırılması gerekmiyor mu? Yasaya bunu koy, Türkiye’de bu kadar çok intihar, uyuşturucu, huşunun gelişmesinin amacı nedir? Tüm illerde komisyon oluştur bunları takip etsin.”

Makul şüpheyi ‘başlı başına saçmalık’ olarak değerlendiren Temiz, şunları söyledi: “Polis sırf şüpheli duruyor diye yetkisini kullanarak birini içeri alır ve gözaltı sürecini uzatırsa bunun da araştırılması gerekir. Türkiye hassas bir süreçten geçiyor. Bu süreçte, polis her şüpheli gördüğünü içeri alırsa etkiye karşı tepki oluşur. Polisin yetkisi arttırılması demek, toplumun baskı altına alınması demektir. Polis vatandaş üzerinde değil, vatandaşın polis üzerinde daha fazla etkili olması gerekir. Bugün demokratik durumlardan bahsediyorsak, polisin yetkisini arttırılacağına, azaltılması gerekiyor. Bu temelde yaklaşılması gerekir, bu temelde yaklaşılmadığı halde büyük tahribatlara yol açabilir. Bugün yapılması gereken, bütün dillerin, bütün inançların yani bütün halkı çerçevesi altına alabilecek tümsellik oluşturabilecek bir yasa tasarının düzenlenmesi gerekir. Bugün çıkarılmaya çalışılan yasa bellidir birincisi halkın gözünü boyamak, ikinci Türkiye’de oluşan barış sürecinin biraz önünü kesmek, üçüncüsü Ortadoğu’daki bütün sorunlardan kendini uzak tutmaktır.”

YORUM ALANI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.