
Karaarslan, yaptığı açıklamada HES ve JES projelerinin nehir ekosistemlerini olumsuz etkilediğini, tarım arazilerine zarar verdiğini ve yerel halkın yaşam alanlarını tehdit ettiğini belirtti. Bingöl’ün tescilli ürünleri arasında yer alan Yedisu horoz kuru fasulyesi, coğrafi işaretli bal, kavurma ve pekmez gibi tarımsal değerlerin de risk altında olduğunu ifade eden Karaarslan, projelerin çevreciler ve bölge halkı tarafından yoğun şekilde protesto edildiğini kaydetti.
Projelerin “temiz enerji” olarak sunulmasına rağmen doğa üzerinde kalıcı etkiler bıraktığını vurgulayan Karaarslan, karşıtlığın temel nedenlerini ise doğal yaşamın bozulması, tarım ve su kaynaklarının zarar görmesi, yerel halkın yaşam alanlarının tehdit edilmesi ve çevresel tahribat olarak sıraladı. Açıklamasında, enerji üretimi uğruna vadi ekosistemlerinin yok edilmemesi gerektiğine dikkat çeken Karaarslan, “Yenilenebilir enerji adı altında doğal yaşamın ve sürdürülebilirliğin yok edilmesine karşı bir duruştur sergilenmektedir” dedi.
Tüm kesimlere çağrıda bulunan Karaarslan, konunun rant ve siyaset malzemesi yapılmadan ele alınması gerektiğini belirterek, “Siyasiler, bürokratlar, sivil toplum kuruluşları, bilim insanları ve kanaat önderleri bir araya gelerek çözüm üretmelidir. Bu tür hassas konular kırgınlık oluşturmadan, akılcı bir şekilde çözüme kavuşturulmalıdır” ifadelerini kullandı.


