Ben gidiyorum. Ne kadar da uzatsam ellerimi bilirim ki tutmayacaksın. Yaklaşmayacaksın nefesimin girdabına. Bırak artık başka sulara kulaç atmayı. Serseri bir rüzgârın önünde uğramadığımız sokak kalmadı. Hep başkaları oldu hayatımızın başköşesinde. Bir elif olamadık Rabbimiz karşısında. Bir esas duruştu oysa bizi kendimiz kılacak.
Hayli zaman olmuş yazmayalı. Bu yolun ağır ve aksak yürüyeni olmuşuz maalesef. Ahiret demeyelim de emin olunuz dünya telaşesiyle meşguliyettir bu ağırlığımız ve aksaklığımız.
Yaradan’ın gör dediği nokta kör nokta değil elbette… “İman edip Salih amel işleyenler…” yol haritamızın işaret noktaları değilse nasibimizin ışığı görmesi zor görünüyor.
Hani o yıkık dökük evlerimizde duvarlara çarpan gülücüklerimiz? Hani o “leyli de yar” türkülerimiz!
Asıl engel elde, ayakta, gözde, kolda, kulakta, dilde ve zihinde midir…