
Bir başlangıç kabilinden olsun diyeceklerim, kabul buyur. Ne yana savurabileceğimi henüz kestiremediğim sitemlerin o baş belası ağrılarına yol verme derdindeyim. Kifayetsiz kalacaksa kelimelerim bendendir bilesin. Dile getiremediğim sözcüklerin esiri olmuşum nice zamandır. Huzursuzum, kifayetsizim, takatim kesilmiş, yalnızım.
Feryatlar boğuyorken içimdeki beni, boşluğunda yüzdüğüm aynayla kavgalı olmuşum. Sorma diyor her bir yanım, sorma neredesin diye. Nerede olabilirim sahi; kâh dumanlı, kâh rüzgârlı, kâh dondurucu bir melankoliğin tuzak kurduğu diyardayım.
Rıhtımlarına umut sözcükleri yazdığım ama hiç beklemediğim tuhaf bir iklimin sonbaharındayım. Kış olur mu bilmem; şöyle saçaklarımdan alnıma damlayan nefesin soğukluğu…
Hayalhanemde de kalmadı artık hikayeler. Bir avuntu bir teselli bir ümit eşiği de aramıyor ruhum. Kimsesizliğin yalnızlığında içimdeki yükler büyümekte hep. Hani paylaşan olsa, az bir yükün altına giriverse ve ben de ona sırt versem…
Yine umut yine umut. Ne yana dönsem hep “belli mi olur” deyişleri kulaklarımda…
Kıs kıs gülüyor uzaklardan halime bakarak. Bir de ellerini ovuşturmuş kârlı bir iş bekleyen tüccar gibi. Ben kendimle kavgalı sen arkası bir türlü gelmeyen yarınlar izleyicisi… İçimdeki manzaranın kırmızı koltuklu seyircisi… Her şey flu. Siyah beyaz televizyonların karıncalı hali gibiyim ya vaz geç benden ya da müneccimlik yap dedikodu hareminden.
Meymenetsiz bir gülüşün kadranından uzak, irtifa kaybedip alçaktan uçan bir kalp bırakıyorum buraya emoji niyetine. Olur da bir gün değişirse silüetler, kalkarsa perdeler yüzümüz olsun gülümsemeye.
Yeisle işim olmaz diyordum duygu ikliminde. Bir imdat çığlığı duyuversem de acıların ağzını büzüyor bağlıyordum azık niyetine. İşim olmazdı oysa ne anlamı vardı biriktirmenin, kimden öğrenmiştim kahretsin bilmiyorum.
Nicedir hallarımı sormamıştım kendime. Bir debdebenin ortasında hissediyorum çoğu kez. bir dala tutunup boğulmamaktır muradım sadece. Bu acıya uzak da değilim hani. Ama “bir yere kadar” diyor baş ağrım.
Tüm işler yarım, tüm düşünceler çeyrek kalıplara döküldü. Tam değil hiçbir karartı. Ne yana dönsem hangi ufka baksam eksik bir şeyler. Tam algılayamamışım kelimeleri nedense. Mefhumlar şüpheli gelmiş, terazisi kaçmış düşüncenin. Keder çoğalmış böylece…
Bir büyük azametin idrakine vakıf değilken henüz, ufacık bir nefsin önüne atmışım cüssemi. Başka bir sokakta geziniyor silüetim.
Sus haykırabiliyorken, konuş susabiliyorken ve keşfet sendeki esrarı. dedim ya kalmadı hayalhanemde hikayeler. Kahramanı tanımıyorum hiçbir hikayemin. Cadı kim? bilgin kim? iyi ne? çirkin kim? Bir büyücünün tahtına göz mü koydum ne!
Görüyorsun değil mi nerelerde gezindiğimi. Kaybolup gitmeliyim gerçeğin aksi istikametinden. Bir bilen, bir okunan almalı kendimden beni. Avucuma almalıyım yüreğimi, her zerreye hükmedene, O’na koşmalıyım son sürat.
Yok başka yol, bilmiyorum başka iklim!
Müthiş edebi duygu yüklü bir makale tebrikler hocam